Göbek Dansı Bir Well-Being Aracı Olabilir mi?

Bana eğitimlerimde ve gündelik yaşamın getirilerinde öğretilen her bilgiyi saygıyla kaydedip tüm bu bilgiler ışığında yine de kendi özümden çıkanı eyleme döken, özgünlük meraklısı biri olarak; bir süredir kendimi yaşamak ve duygularımı akıtmak üzere göbeğimle dans ediyorum.

Biz batılı zihinler ideal bir sağlıklı beden yarattık ve onu tüm dogmatik yatkınlığımızla tek doğrumuz ilan ettik. Bu ideal beden genel hatlarıyla fit, güçlü, yağsız ve belki de kaslı olmayı gerektiriyordu. Hareket pratikleri bunları bedene sağlamaya yönelik düzenlendi ve aslında spor; hatta yoga, dans bile çoğunlukla yalnızca formsal bir araç olarak kullanıldı. Meditasyon amacıyla yapılan birçok pratik dahi şekilcilikte, performans kaygısında mahsur kaldık ve biz “oraya” ulaşamadık.

Tam bu noktada; hareketi, dansı formsal bir araçtan çok, öz’den bir ifade, kendimize açılan bir yol olarak yaşayan bedenime, kendiliğinden göbek dansı uğramaya başladı. Üniversitede çağdaş dans temelli bir eğitim alırken, organik bir biçimde göbek dansı eğitmenine evrildim ve büyük bir istekle bu alanda derinleşmeye başladım.

Öncelikle, sevgili hocam Berrak Yedek rehberliğinde göbek dansının o kadim, geleneksel ve duygusal yanıyla zaman geçirdim. Hakikaten müzik, yer ve göbeğim bana sihirli bir diyarın kapılarını açıyordu, orada kayboluyordum. Ardından bir beden araştırmacısı olarak bu diyarın içinde bilgilerimi bütünleme ve profesyonelleşme kararı aldım. Gözlemlerimi ve çalışmalarımı detaylandırarak isteği olanlarla paylaşmaya ve hizmete dökmeye yöneldim.

Qi gong temelli Yin Yoga eğitmenliğimde anatomi hocam sevgili Dr. Soner Özsu, yapabileceğimiz en sağlıklı bedensel pratiğin göbek dansı olduğunu söylediğinde gözlerimin parladığını hatırlıyorum. Gerçekten de bizler, hareket pratiklerimizi uygularken yalnızca kaslarımıza, eklemlerimize odaklanıyoruz ve bedenin geri kalan büyük bir kısmını göz ardı ediyoruz. Biz hareket ederken bizimle bedenin yapısını bir arada tutan tüm fasyal doku, sinirler, organlar da hareket ediyor. Yani “biz” komple hareket ediyoruz. Bedensel, duygusal veya ruhsal, zihinsel bir bütünlük olarak harekete dahil oluyoruz. Ben, bir bölümümü ekarte ederek herhangi bir eylemin içinde bulunamam. Ben bir bütünüm.

Göbek hareketleri; ikinci beyin de denilen eterik sinir sistemine ulaşmanın en etkili yolu. Bizler arkaik bilincimize, bir nevi bilinçaltımıza inme konusunda epey zorlanan, frontal lobu gelişmiş varlıklarız. Pleksus sinir ağı, eterik sinir sistemi; diğer adlarıyla solar plexus ve sakral çakra bize en eski, en derin benliğimizin bilgilerini sunuyor. Ayrıca göbek dansıyla iç organlarımıza içeriden dokunuyoruz ve sağlıklı çalışmaları için hareket desteği sağlıyoruz. Göbek dansıyla, bedenimizde başka pratiklerle gidemeyeceğimiz kadar gizli saklı yerlere (gerek anatomik, gerek duygusal) ulaşıyoruz ve bir nevi kendimize içeriden masaj yapıyoruz. Bu iç masaj; dolaşım sistemi, organ sağlığı, fasyal yapının rahatlaması, sinir sisteminin regüle olması… gibi birçok fayda sağlıyor.

Özellikle de günümüzde bize mutluluk, canlılık ve zindelik verdiği bilinen serotonin hormonunun %95 kadarlık bir kısmının bağırsaklardan salgılandığını anladığımız için, göbek dansının ruh halimize nasıl katkıda bulunduğunun bilimsel olarak algılayabiliyoruz.

Öte yandan; bolluğun bereketin, doğurganlığın dansı olarak da bilinen göbek dansıyla kendi yaşam gücümüzün (libidal enerjimizin) aktive olmasını sağlıyoruz ve birçok nedenden yaşadığımız cinsel blokajların içsel dalgalarla yumuşaması, çözülmesi için alan sağlıyoruz. Bedenin, müziğin şiirini hatırlıyoruz ve kabilesel olanın gücüne teslim oluyoruz. Evet, aslında göbek dansını yalnızca göbeğimizi hareket ettirdiğimiz bir danstan çok; bedenin şiirselliğini kutlayan bir dil olarak görebiliriz ve bu dil bizim göbeğimizle, cinselliğimizle, yaşamla bağ kurmamız için çağdaş, sade, uygulanabilinir bir yöntemimiz olabilir.

Bu yaratımı herkes deneyimleyebilir, herkes kendi kendine de dans edebilir. Yine de daha bilinçli dans etmek isteyenler için oluşturduğum doğaçlama-teknik çalışmalarını sunarak, belirli bir müfredat dahilinde bedeni anlamaya ve yaşamaya dair dersler yazıyorum. Göbek dansı günümüzde idealimiz olan “well-being” hali için kesin bir anahtar olmasa da, “kendimiz olma cesareti” “kendi gerçekliğimizce hareket edebilme özgürlüğü” ve “bedenimizle dürüst bir ilişki kurma” konularında muhteşem bir kaynak olduğuna eminim. Zaten aslında “well-being” hep iyi hissetme ütopyasındansa, benim için bu üç hali kapsıyor. Bunun yerine “being” kısmına, yani oluşumuza odaklanarak çok daha anlamlı bir yaşam sürebiliriz.

Bizi yaşama bağlayan ve bir yandan da ilk ayrılığımız olan göbeğimizin, göbek deliğimizin tüm coşkusunu ve acılarını şefkatle kucaklayabileceğimiz günlere…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir