Yorgunluk Bir Tercihtir

Kış mevsiminin bir getirisi olarak bahara ve yaza kıyasla çok daha az hareket etmek istediğimizi bilir, bunu doğal bir süreç olarak algılarız. Öyledir de.

Ya da astroloji takip edenlerimiz özellikle retrolarla bağdaştırırlar hareket etmeye dair isteksizliklerini, mesela şu sıralar Mars retrosu dönemindeyiz. Uzunca da bir sürece mars retrosu devam edecek. Yavaşlamamızı istiyor derler genellikle astroloji uzmanları.

 

Dünya zaten seni harekete davet ediyor ama sen buna direniyor olabilir misin?

Peki yavaşlamak hiç hareket etmemek midir?

Etrafımda gözlemlediğim pek çok insanın kendi eylemsizliklerinin ve donup kalmalarının sorumluluğunu mevsime, gezegenlere, başka insanlara, patronlara, işlerine attığına sıkça rastlıyorum. Hiçbir zaman kendimizi çok fazla çabaya ve fazla “yapmaya” yönlendirmemiz gerektiğini savunan biri olmadım, çabasız eylem, çabasız dans ve zaten olmakta olan hareketin içine katılmak benim ana çalışma alanlarım.

Dünya zaten seni harekete davet ediyor ama sen buna direniyor olabilir misin?

Kronik yorgunluk başına gelen bir şeyden ziyade bir tercihin olabilir mi?

Yorgunluğumuzu tetikleyen çok fazla durum var modern çağda, hakikaten böylesi şehirlerde böylesi hızlı ritimlerde yaşamak bedenimize ağır geliyor olabilir. Kendimizi hiçbir eylemi gerçekleştiremeyecek denli bitik, bitap hissedebiliriz. Hiçbir şey yapmayı canımız istemiyor olabilir. Evet, belki de bazen buna teslim olmak ve geçmesini beklemek en iyisidir.

Peki ya geçmiyorsa, dahası biz bu halden sıkılmışsak ve içimizde bir dürtü bunun bir çözümü olduğunu söylüyorsa neler yapabiliriz?

Birkaç maddede yapabileceklerimize göz atalım:

  • Kendimize rutinler oluşturabiliriz. Bu rutinlere bedenin dahil olmasına özen gösterebiliriz. Bu her sabah uyandığımızda tüm bedenimize bir yağ sürmek de olabilir, pencereyi açıp odanın havalanmasını beklerken sağa sola hafifçe esnemek de olabilir. Ya da her sabah kahve yapan biriysek kahvemizi demlerken mutfak tezgahına yaslanarak bile yaptığımız birkaç hareketi rutinimiz haline getirebiliriz.
  • Kendimize eylem planları yaparken bunun aşırı uçlarda, 1-2 saatlik aktiviteler olmasından ziyade gerçekten her gün yapılabilir olmasından emin olabiliriz. Her zaman 10 dakikalık sürelerle başlamak ve sonra canımız isterse bunu uzatmakta fayda var.
  • Kendimiz için müzikler çalabiliriz, tütsüler yakabiliriz. Belki de zaten bunları yapıyoruzdur ama burada önemli olan; mesela o tütsüyü yakarken öylesine yakmamak. Gerçekleştirdiğiniz eylemin her bir biriminde orada mevcut olmaya özen göstermek ve inanmak. Tamamen yağlara, tütsülere, besin takviyelerine bel bağlayamayız ama onları kullanırken mevcudiyetimiz bize etkilerini sağlamlaştırabilir.
  • Ezbere yaptığımız hareketleri değiştirebiliriz. Ezbere bir makyaj, ezbere bir kahvaltı. Düşünülmeden otomatizasyona bağladığımız hareketlerimizi sorgulayıp onları revize edebiliriz. İşte tam bu noktada rutin bir ritüele dönüşür.
  • Kışın hava ne kadar soğuk olursa olsun ve sıcak evlerimiz ne kadar cezbedici olursa olsun; kendimizi bazı sosyal etkinliklere katılmaya teşvik edebiliriz.Bazen canımızın hiç dışarı çıkmak istemediğini sandığımız bir akşamda nazik bir davetle gittiğimiz konserde yaşam coşkumuzu yeniden bulabiliriz.
  • Soğuğa direnmek ya da kışı bir uyku hali olarak algılamak yerine soğukla bedenimizin ilişkisini gözlemleyebiliriz. Aşırı kasılan bir bedenimiz varsa onunla yolda yürürken minik rahatlatma egzersizleri yapabiliriz. Kaslarımızı soğukla uyandırıyor gibi hissettiğimizde bedenimiz nasıl reaksiyonlar veriyor?Soğuğun beni sadece üşüttüğü değil, dinç tuttuğunu düşünmek bedenime nasıl geliyor?

Daha buraya satırlarca madde ve zihinlerimize bazı sorular sıralayabilirim.

Burada maksat gerçekten yorgunluğun başa gelen bir şey olup olmadığını en azından sorgulayabiliyor olmak. Buradaki yorgunluğu dinlenmemekle karıştırmayalım, tabii ki dinleneceğiz. Ancak kronik yorgunluk muhakkak bir şeyi yanlış yaptığımızın habercisi, belki istemediğimiz bir işi yapıyoruz, belki yapış şeklimizde bir noktayı değiştirmeliyiz, belki iç savaşımızı dindirmeliyiz… Orayı en iyi her insan kendi için bilebilir.

Benim çok iyi bildiğim bir yer ise, düzenli egzersizin bütün bunlara destek olabileceği.

Düzenli egzersizin sanatla birleştiği yerde; yani dansta fiziksel bir eylem olmasına rağmen ruhunuzun hatta abartılı kullanmaya kalkmazsanız bedeninizin de dinlendiğini göreceksiniz.

Şimdi bir müzik açıp dans etmek için neyi bekliyor olabilirsin?

Hadi, bu tercihini şimdi değiştir.

Yorgun olmamak yeni tercihin olabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir